Allahın Egemenliği Yaklaştı

“Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, Allah’ın müjdesini duyura duyura Celile’ye gitti. ’Zaman doldu’ diyordu, ’Allah’ın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!’” Mesih’in gelişi, ilk önce Yahudiye’de ilan edildi. Kudüs’teki tapınağın sunağında kâhinlik ederken, Zekarya’ya, Öncü’nün doğumu bildirilmişti. Melekler Beytlehem tepelerinde İsa’nın doğumunu bildirdiler. Gökbilimciler, O’nu aramak üzere Kudüs’e geldiler. Simun ve Anna, tapmakta O’nun ilahiliğine tanıklık ettiler. Kudüs ve tüm Yahudiye Vaftizci Yahya’nın vaazını dinlemişti; ve Yahudi liderler ile birlikte birçok kişi, O’nun İsa ile ilgili tanıklığını duymuştu. İsa’nın ilk öğrencileri Yahudiye’de olmuştu. Görevini sürdürdüğü ilk yıllarının çoğu burada geçmişti. Tapınağı arındırmada parıldayan ilahi gelişi, insanları iyileştirmek için yaptığı mucizeler ve anlattığı ilahi gerçek dersler, bunların hepsi, Beytesta’daki iyileştirmesinden sonra O’nun, Yüksek Kurul’un önünde anlattıklarını belirtiyordu.

Eğer İsrail’deki liderler İsa’yı kabul etselerdi, İsa Müjde’yi dünyaya yayan elçileri olarak onları onurlandırırdı. Allah’ın lütfunun ve hükümranlığının müjdecisi olma fırsatı ilk olarak onlara verildi. Fakat İsrail felakete uğrayacağı zamanı bilmiyordu. Yahudi liderlerin kıskançlığı ve güvensizliği açıkça nefrete dönüştü ve insanların kalpleri İsa’dan uzaklaştı.

Yüksek kurul, İsa’nın mesajını reddetti ve O’nun öldürülmesine karar verdi. Bu yüzden İsa Kudüs’ten, hahamlardan, tapınaktan, dini liderlerden ve Yahudi yasasına göre eğitilen insanlardan uzaklaştı ve diğer insanlara döndü. Bu insanlara mesajını bildirdi ve onların arasında Müjde’yi tüm uluslara yayacak olanları seçmek istedi.

İsa’nın zamanında insanların, ışığı ve sonsuz yaşamı reddetmeleri, gelecek nesiller boyunca da sürdürüldü. O’nun Yahudiye’den ayrılışının öyküsü, defalarca anlatıldı. Reformcular, Allah’ın Sözü’nü vaaz ettiklerinde kendilerini, kiliseden ayırma gibi bir düşünceye sahip değildiler; fakat dini liderler ışığa izin vermeyeceklerdi ve onu iletenler, gerçeği arayan başka halk kitlelerini aramaya yöneltildiler. Günümüzde’ İsa’nın izinden gittiklerini iddia eden; fakat Allah’ın Sözu’nü dinleyerek, kendilerine sunulan gerçeği her şekilde kabul etmeye hazır olan çok az kişi vardır. Kurtarıcı’nın yolundan gidenler çoğu kez, Allah ın Sözü’nün öğretisini diğer insanlara bildirmek için çok sevdikleri kiliselerinden ayrılmak zorunda kalırlar ve ışığı arayanlar, çoğu kez diğer insanlara itaat örneği gösterebilmek için aynı öğreti uyarınca kiliselerinden ayrılırlar.

Celile halkı, kaba ve cahil oldukları gerekçesiyle Kudüs’teki rabbiler tarafından sürekli hor görüldü. Buna karşın onlar, Kurtarıcı’nın çalışmalarına daha fazla ilgi gösterdiler. Daha ciddi ve samimiydiler; daha az yobazlığın kontrolü altındaydılar ve düşünceleri gerçeği almaya daha açıktı. İsa, Celile’ye gitmekle insanlardan uzaklaşıp inzivaya çekilmeyi amaçlamıyordu. Bu kez içerisinde diğer milletlerden insanların da Yahudiye’dekinden daha fazla bulunduğu geniş bir halk kitlesine seslenecekti.

İsa insanlara dersler vererek ve onları iyileştirerek Celile boyunca yolculuk ederken, köylerden ve şehirlerden birçok kişi O’nun yanına akın etti. Hatta birçoğu, Yahudiye ve çevresindeki bölgelerden geldiler. Isa, çoğu kez kendisini halktan gizlemek zorunda kaldı. O’na öylesine büyük bir ilgi duyuldu ki, Romalı yöneticiler halkın ayaklanma olasılığına karşı önlem alma gereğini duydular. O zamana dek dünyada böyle bir dönem yaşanmamıştı. Gökyüzü insanlara sunuldu. İsrail’in kurtuluşunu uzun zamandır bekleyenler, şimdi merhametli Kurtarıcı’nın lütfuyla sevinç buldular.

İsa, vaazında: Zaman doldu’ diyordu, ’Allah’ın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!’” Kurtarıcı’nın kendisi tarafından verildiği Müjde’nin mesajının temeli peygamberliklere dayanıyordu. Dolduğunu belirttiği “zaman,” Cebrail’in Daniel’e bildirdiği dönemi ifade eder. Melek: “Başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek, suçu bağışlatmak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak, görüm ve peygamberliği mühürlemek, En Kutsal’ı meshetmek için senin halkına yetmiş hafta kadar zaman saptanmıştır.” dedi. Peygamberlikte bir gün gerçekte bir yılı temsil eder. Yetmiş hafta ya da dört yüz doksan gün, dört yüz doksan yılı temsil eder. Bu dönemin başlama noktası belirtilmiştir. “Bilip anla ki, Kudüs’ü eski haline getirmek ve tekrar bina etmek için emrin çıkmasından mesholunan Hükümdar’a kadar yedi hafta ve altmış iki hafta olacak.” Bu da 69 yıl haftası veya 483 yıl anlamına gelmektedir. Fars kralı Artahşasta’nın emriyle Kudüs’ün tekrar bina edilmesi kararı, İ.Ö 457 yılının sonbaharında yürürlüğe girdi. Bu zamandan itibaren İ.S. 27 yılının sonbaharına kadar dört yüz seksen üç yıl geçti. Peygamberliğe göre bu süre Mesih’in geliş zamanına denk geliyordu. Mesih, İ.S. 27 yılında vaftizinde Kutsal Ruh’un meshini aldı ve kısa bir süre sonra görevine başladı. “Vaktin dolduğunu” belirten mesaj, halka bildirildi.

Melek şöyle dedi: “O, birçoklarıyla bir haftalık (yedi yıllık) sağlam bir antlaşma yapacak. Çoğu ile bir haftalık (yedi yıllık) bir anlaşma yapacak. Sevindirici Haber, Kurtarıcı görevine başladıktan sonra üç buçuk yıl boyunca İsa; ve daha sonra O’nun öğrencileri tarafından olmak üzere, yedi yıl boyunca özellikle Yahudilere vaaz edilecekti. “Haftanın ortasında kurban ve takdimeyi durduracak” İ.S. 31 yılının ilkbaharında gerçek kurban İsa, çarmıh üzerinde kurban edildi ve tapınağın örtüsü, adak ibadetinin artık önem ve anlamını yitirdiğini göstererek ikiye ayrıldı. Yersel kurban ve takdimenin sona erme zamanı gelmişti.

Bir hafta yedi yıl İ.S. 34 yılında sona erdi. Yahudiler, İstefan’ın taşlanmasıyla Müjde’yi reddettiklerini sonunda doğrulamış oldular; gördükleri zulüm yüzünden ülke dışına dağılan öğrenciler, “gittikleri her yerde Allah’ın Sözünü vaaz ettiler.” Bundan hemen sonra zalim Saul inanca dönerek Pavlus adını alıp, İsa’nın uluslar için çalışan elçisi oldu.

İsa’nın geliş zamanı, Kutsal Ruh ile meshedilmesi, O’nun ölümü ve Yahudi olmayan uluslara Müjde’yi iletmesi önceden kesin bir şekilde belirtilmişti. Bu peygamberlikleri anlamak ve İsa’nın görevinin gerçekleştiğine tanıklık etmek, Yahudi ulusu için bir ayrıcalıktı. İsa, peygamberlikler üzerinde çalışmanın önemini öğrencilerine açıkladı. Peygamberliklerin gerçekleşeceği zamanla ilgili olarak Daniel’e verilen peygamberliğe değinerek şöyle dedi: “okuyan anlasın” Dirilişinden sonra, “Musa’nın ve tüm peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazıların hepsinde kendisiyle ilgili olanları öğrencilerine açıkladı.” Kurtarıcı, tüm peygamberler aracılığıyla konuştu. “İçlerinde olan Mesih’in Ruhu, Mesih’in çekeceği acılara ve bu acıların ardından gelecek yüceliklere tanıklık etti”

Yücelikte Tanrı’nın Oğlu’ndan sonra gelen ve Daniel’e ilahi mesajı veren melek Cebrail di. İsa’nın, Yuhanna’ya geleceği açması için gönderdiği “Melek” Cebrail’di. “Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu!”

“Gerçek Rab Tanrı, peygamber kullarına sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.” “Gizli şeyler, Allah’ımız Rab’bindir; fakat açığa çıkarılmış olan şeyler ebediyen bizim ve çocuklarımızındır.” Allah bunların tümünü bize vermiştir. Allah, Kutsal Yazılar üzerinde çalışan ve yüreği iman dolu olan kullarına nimetlerini sınırsızca sunar.

İsa’nın ilk gelişinin mesajının, O’nun lütfunun krallığını bildirdiği gibi, ikinci gelişinin mesajı da, O’nun görkeminin krallığını bildirir; ve her iki mesajın temeli de peygamberliklere dayanır. Son günlerle ilgili olarak meleğin Daniel’e söylediği sözler, çağların sonuna doğru anlaşılacaktı. O zaman “bir çoğu bunu araştıracak ve bilgi çoğalacaktır.” “Kötüler, kötülük edecekler; ve kötülerden hiçbiri anlamayacak; fakat anlayışlı olanlar anlayacaklardır.”

Kurtarıcı, gelişinin belirtilerini bizzat kendisi vermiştir ve şöyle der: “Aynı şekilde bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, Allah’ın Egemenliği yakındır.” “Kendinize dikkat edin. Yürekleriniz sefahat, sarhoşluk ve bu yaşamın kaygılarıyla ağırlaşmasın. O gün üzerinize bir tuzak gibi aniden inmesin. Her an uyanık durun. Gerçekleşmek üzere olan bu olaylardan kurtulabilmek ve İnsanoğlu’nun önünde durabilmek için dua edin.”

Bu ayetlerde önceden belirtilen dönemin sonuna gelmiş bulunuyoruz. “Sonun vakti” gelmiştir. Peygamberlerin görümlerinin mührü açılmıştır ve onların kutsal uyarıları, bize Rab’bin görkemli gelişinin yaklaştığını işaret etmektedir.

Yahudiler, Allah’ın sözünü yanlış yorumladılar ve yanlış uyguladılar. Başlarına gelecek felaketin zamanını bilmiyorlardı. Onlar, İsa’nın, öğrencileriyle birlikte çalıştığı yılları bu seçilmiş halka verilen o son kıymetli lütuf yıllarını Rab’bin habercilerini öldürmek için planlar yaparak geçirdiler. Dünyasal zevklere daldılar ve ruhsal krallığın sunduğu lütfün değerini bilemediler. Bugün hala bu dünyanın krallığı, insanların düşüncelerini tamamen kaplıyor ve onlar hızla gerçekleşen peygamberliklere ve yaklaşan Allah’ın hükümranlığının belirtilerine aldırış etmiyorlar.

“Ama kardeşler, siz karanlıkta değilsiniz ki, o gün sizi hırsız gibi yakalasın. Siz hepiniz ışık çocukları, gündüz çocuklarısınız. Geceye ya da karanlığa ait değiliz.” Rab’bimizin hangi saatte geleceğini bilmek zorunda değiliz, fakat geleceği günün yakın olduğunun farkındayız. “Öyleyse başkaları gibi uyumayalım, ayık ve uyanık olalım.”

...