Günaha Neden İzin Verildi

‘Tanrı sevgidir’: O’nun doğası da yasası da sevgidir. Hep böyle olmuştur ve böyle kalacaktır. Yaratılış gücünün her görünümü sonsuz sevginin bir ifadesidir. İyilik ve kötülük arasındaki büyük mücadelenin tarihi, göklerde ilk başladığı andan beri Tanrı’nın değişmeyen sevgisine sahne olmuştur.

Evrenin Hakimi, sevgide yalnız değildi. Söz olan İsa Mesih de sonsuz Babayla birlikteydi; O’nunla aynı doğayı, karakteri ve amacı paylaşıyordu. “O’nun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Sonsuz Baba, Esenlik Önderi olacak” (Yeşaya 9:6). “O’nun soyu çok eskilere, zamanın başlangıcına dayanır” (Mika 5:2).

Baba Oğul’la birlikte göksel varlıkların tümünü yarattı. “Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır” (Koloseliler 1:16). Melekler Tanrı’nın isteğini yerine getiren hizmetkarlardır. Ne var ki Oğul, Tanrı’nın yüceliğinin parıltısıdır’ ve O’nun tahtı sonsuzluk boyunca kalıcıdır. (Bkz. İbraniler 1:3,8).

Tanrı bütün yaratıklarından sevgiye dayanan bir hizmet, yani kendisinin karakterine duyulan hayranlıktan kaynaklanan bir hizmet bekler. Tanrı insanlara kendi sözünü zorla dinletmekten zevk almaz, hepsine özgür irade vermiş ve gönüllü olarak hizmet etmelerini istemiştir.

Yaratılan tüm varlıklar, sevgiye dayanan bu bağlılığı tanıdığı sürece, Tanrının evreninde yetkin bir uyum vardı. Göksel ahengi bozan tek bir uyumsuz nota bile yoktu.

Ancak günün birinde bu mutluluğa gölge düştü. Tanrı’nın, yaratıklarına tanıdığı özgürlüğü saptıran bir varlık vardı. Günah, Tanrı’nın, Mesih’ten sonra en çok onurlandırdığı ve gökte en yüksek konuma sahip olan bu varlıkla birlikte başlamıştır. ‘Seherin oğlu’ Lusifer (Yeşaya 14:12), kutsal ve lekesizdi. “Bilgeliğin, anlayışın sayesinde, kendine servet biriktirdin. Hazinelerine altın, gümüş yığdın. Meshedilmiş, koruyucu bir Keruv olarak seni oraya yerleştirdim. Tanrı’nın kutsal dağındaydın, yanan taşlar arasında dolaştın. Yaratıldığın günden sende kötülük bulunana dek yollarında kusursuzdun.”

Lusifer yavaş yavaş kendisini yüceltme arzusuna teslim oldu. “Güzelliğinden ötürü gurura kapıldın, görkeminden ötürü bilgeliğini bozdun” (Hezekiel 28:12-15,17). “İçinden şöyle dedin: ‘Göklere çıkacağım, tahtımı Tanrı’nın yıldızlarından daha yükseğe koyacağım; kuzeyin en uç noktasında, ilahların toplandığı dağda oturacağım’” (Yeşaya 14:13,14). Lusifer, göksel varlıklar arasında onurlandırmasına rağmen, sadece Yaratıcıya ait olan saygınlığa göz koydu. Meleklerin başı, yalnız Mesih’e ait olan gücü elde etmeyi arzuladı.

Artık gökteki uyum bozulmaya yüz tutmuştu. Diğer meleklerin bazıları da Lusifer’in saflarına katıldı. Tanrı’nın Oğlu, Yaratıcının iyiliğini, adaletini ve yasasının değişmezliğini temsil ediyordu. Lusifer ise bu yoldan ayrılarak hem Yaratıcının onuruna gölge düşürecek hem de kendi yıkımını hazırlayacaktı. Tanrı’nın sınırsız sevgi ve merhametle yaptığı uyarı, direnişle karşılandı. Lusifer, Mesih’e duyduğu kıskançlığın baskın çıkmasına izin vererek kararlılığını Perçinledi.

Evrenin Kralı, göksel varlıkları bir gün huzuruna çağırdı. Onlara, Oğlunun gerçek konumunu ve O’nun her şeyi nasıl devam ettirdiğini göstermek istiyordu. Tanrı’nın Oğlu, Baba’nın tahtını paylaşıyor, sınırsız tanrısallığın yüceliği her ikisini de kuşatıyordu. Kutsal melekler tahtın çevresinde toplandılar. “Sayıları binlerce binler, onbinlerce onbinlerdi” (Vahiy 5:11). Tanrı, göksel varlıkların huzurunda kendi yüce tasarısının ve isteğinin yalnızca Mesih tarafından yerine getirileceğini ilan etti. Yeryüzünde yaşayan varlıklar üzerinde tanrısal gücün işleyişi Mesih’in elindeydi.

 

...