Günahkarın Mesihe Duyduğu İhtiyaç

Tanrı, Adem ile Havva’yı yaratırken onları akıl ve iradeyle donattı;

Tanrı’nın düşündüğü gibi düşünüyorlardı ve O´nun yollarından yürüyorlardı. Günahsız olmak istiyorlardı ve hedefleri kutsal olmaktı. Ama Tanrı’ya itaatsizlikleri sonucu düşünceleri değişti. Tanrı sevgisinin yerini bencillik aldı. Günah yüzünden o kadar güçsüz hale düştüler ki, kötülüğe karşı koyamaz oldular. Artık şeytan’ın kölesiydiler. Tanrı özgür kılmadığı sürece de, sonsuza kadar onun köleleri olarak kalmaya mahkum kalacaklardı. Şeytan, Tanrı’nın erkek ve kadını yaratırken tasarladığı ilahi planını bozmak istemişti. Dünyayı günah ve ölümle doldurmak amacındaydı. Böylelikle, insanları yarattığı için Tanrı´nın tüm bu kötülüklerden sorumlu olduğunu iddia edebilecekti.

Adem ile Havva günah işlemeden önce, “akıl ve bilginin tüm hazinelerinin içinde saklı olduğu,” Tanrı ile mutlu bir birlikteliğe sahipti (Koloseliler 2:3). Ancak günah işledikten sonra kutsal olmaktan zevk alamaz oldular, hatta Tanrı’dan saklanacak yer aradılar.

Kalplerinde günah olanlar bugün bile Tanrı’dan saklanmaya çalışırlar. Tanrı’nın sevdiklerini sevmezler. Tanrı’ya dua etmekten hoşlanmazlar. Tanrı, günahkârların cennete girmelerine izin vermez, çünkü orada mutlu olmazlar ve meleklerden köşe bucak kaçarlar.

Cennette bencil olmayan bir sevgi hüküm sürmektedir;

Oradaki herkes Tanrı’yı sevecektir, çünkü Tanrı onları sevmektedir. Ancak, Tanrı’nın sevgisi günahkârın kalbinde bir karşılık bulamaz. Günahkârın aklı ve işleri kendisini cennete yabancı kılacaktır. Orada yaşayan günahsız kişilerden çok farklı olacak ve bu yüzden de kendini mutsuz hissedecektir. Cennetin ışığı ve sevinci olan İsa’dan saklanmak isteyecektir.

Tanrı günahkârları cennetten dışlamaz. Günahkârların kendi uyumsuzlukları onların dışlanmasına neden olur. Tanrı’nın görkemi onları yakan bir ateş gibi olurdu. Öyle ki, kendilerini kurtarmak üzere ölen İsa’dan saklanabilmek için ölümü bile göze alsınlar!

Kendi gücümüzle günahtan kaçabilmemiz olanaksızdır. Yüreklerimiz günahlıdır ve bu durumu değiştirenleyiz.

“Kim temizi kirliden çıkarabilir? Hiç kimse!”

(Eyüp 14:4). “Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrı’ya düşmandır; Tanrı’nın Yasasına boyun eğmez, eğemez de…” (Romalılar 8:7).

Eğitimimiz, iyi ahlakımız ve irade gücümüz, hepsi doğru yolda ilerlememizde bize yardımcı olur. Ancak bunlar kalbimizi değiştiremez ve yaşamlarımızı kusursuz kılamaz. Yalnızca göklerden gelen yeni yaşam içimizde işleyerek bizleri günahkârlıktan kutsallığa taşıyabilir. Bu kuvvet Mesih’tir. Yalnızca O’nun sevgisi yeni yaşamı sağlar ve bizleri Tanrı’ya yaklaştırıp kutsal kılar.

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliğini göremez” (Yuhanna 3:3) dedi. Tanrı’dan gelen yenilenmiş yürekleri almalıyız. Yeni bir yaşam sürmeliyiz. Bazıları zaten içlerinde olan iyiliği geliştirmenin yeterli olduğunu düşünürler. Ama bu insanı ölüme götürecek olan büyük bir yalandır.

“Doğal haliyle kişi, Tanrı’nın Ruhuyla ilgili şeyleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir. Ruhça değerlendirildikleri için de bunları anlayamaz” (l.Korintliler 2:14). “Sana, ‘Yeniden doğmalısınız’ dediğime şaşma” (Yuhanna 3:7).

Mesih hakkında şöyle yazılmıştır;

“Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı” (Yuhanna 1:4). “Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur” (Elçilerin İşleri 4:12).

Tanrı’nın sevecenliğini ve baba şefkatini görebiliriz. O’nun Yasası hikmetli, doğru ve iyidir. Bu, sevgi yasasıdır. Ama tüm bunları anlayıp bilmemiz yeterli değildir. Elçi Pavlus bunu kavramıştı. Şöyle dedi; “Yasa kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir” (Romalılar 7:16, 12). Bunu görmesine rağmen yine de Pavlus kendisini umutsuz ve çaresiz hissederek şöyle dedi: “Ben ise bedenselim, günaha köle gibi satılmışım” (Romalılar 7:14).

Pavlus, Tanrı ile barış içinde olmayı istiyordu. Ancak kendisini değiştirecek gücü yoktu. Şöyle yakardı: “Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?” (Romalılar 7:24). Bu üzüntülü yakarış, çağlar boyunca yeryüzünün her köşesindeki kalplerden yükseldi. Herkes için tek bir yanıt vardır: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” (Yuhanna 1:29).

Tanrı bu gerçeği bize öğretmek için çeşitli yollar denedi. Günahtan özgür kılınmayı dileyen herkese bunu açıklamak istiyor.

Yakup babasını aldatıp kardeşi Esav’a ait olan bereketi çaldıktan sonra evden ayrılmak zorunda kalmıştı. Yalnızdı ve ailesinden çok uzaktaydı. Ancak bir düşüncesi onu her şeyden çok rahatsız ediyordu. Günahının kendisini Tanrı’dan uzaklaştırıp cennette gitmesine engel olacağından korkuyordu.

Yakup üzgün bir şekilde dinlenmek üzere yere uzandı. Onu yalnız tepeler çevrelemişti. Parlak gökyüzü üzerindeydi Uyurken rüyasında parlak bir ışığın kendisini çevrelediğini gördü. Yattığı yerden göklere uzanan bir merdiven vardı. Melekler bu merdivenden inip çıkıyorlardı. Yakup, gökten kendisini teselli edip umut veren bir ses duydu. Amaçsızca dolanıp duran Yakup, asıl ihtiyacının yanıtını bu mesajda buldu Kurtarıcısı ona gösterilmişti. Yakup kendisi gibi bir günahkâr için Tanrı’yla tekrar konuşabilme yolunun açıldığını gördü. Yakup bunun için mutlu ve minnettardı.

Yakup un rüyasındaki merdiven, Tanrı ile insanı bir araya getiren İsa’yı temsil eder. İsa, Tanrı’nın insanlara yardım edebileceği Tek Yoldur. Mesih, Natanyel ile konuşurken Yakup un rüyasından söz etti: “Size doğrusunu söyleyeyim göğün açıldığını, Tanrı’nın meleklerinin İnsanoğlu üzerinde yükselip indiklerini göreceksiniz” (Yuhanna 1:51).

Adem ile Havva günah işlediklerinde Tanrı’nın sevgisinden ve dostluğundan uzaklaştılar. Günah yeryüzünü cennetten ayırdı ve insanlar Tanrı ile konuşamaz oldular. Ama, Mesih sayesinde insanlar tekrar Tanrı’yla birleşebildi. Ölümü aracılığıyla Mesih, dünya ile Tanrı arasında bir köprü oldu; böylece melekler insanlara yardım edip onları teselli edebileceklerdi. Mesih, zayıf ve güçsüz günahkârları Tanrı’ya getirerek sonsuz gücün kaynağı ile tekrar iletişimde bulunmalarını sağladı.

Yapmayı tasarladığımız her şeyde Tanrı’nın yardımına ihtiyacımız vardır. İyilik yapma isteklerimiz Tanrı’nın yardımı olmaksızın gerçekleşemez. Günahkârların tek ümidi Tanrı’dır. “Her nimet, her mükemmel armağan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası’ndan, yukarıdan gelir” (Yakup 1:17).

Yalnızca Tanrı karakterimizi mükemmel hale dönüştürebilir. Tanrı’ya giden tek yol ise Mesih’tir. O der ki, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im. Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez” (Yuhanna 14:6).

Tanrı, dünyasal çocukları için derin bir sempati ve sevgi besler. O’nun bize duyduğu sevgi, diğer güçlerin hepsinden daha büyüktür. Tanrı bizlere Kendi Oğlunu göndererek Cennetin kapısını açmış oldu. Göklerdeki bütün yaratıklar kurtulmamızı ister. İsa dünyaya geldi, öldü, dirildi, göğe yükseldi ve şimdi Baba’nın sağında oturmuş olarak bizler için şefaat etmektedir. Göklerdeki melekler de kurtulmamızı büyük özlemle beklemektedir. Sevgiyle dolu olan Baba ve Kutsal Ruh, insanlığın kurtuluşu için birlikte çalışmaktadır.

Kurtarıcımızın bizim için ne denli büyük bir fedakarlıkta bulunduğunu düşünelim.

Kurtulmamızı isteyen ve Tanrı’nın hizmetinde çalışan göksel yaratıklar için şükredelim. Tanrı, bizleri kendi evine geri götürebilmek için elinden geleni yapmaktadır.

Mesih’in sunduğu armağanları bir düşünün. Kurtulanlar Cennette olmaktan mutlu kalacaklar ve sonsuzluklar boyunca akılca, ruhça ve bedence orada yaşayacaklardır. Meleklerle birlikte olmaktan hoşlanacaklar ve Tanrı ile Oğlu’nun sevgisini paylaşacaklardır. Elbette ki bu ödüller kalplerimizi Yaratıcımız ve Kurtarıcımız olan Tanrı’ya vermemiz konusunda bizi teşvik etmektedir.

Tanrı´nın Sözü, şeytan’a hizmet etmememiz için bizi uyarır;

Günah insanın karakterini bozar ve sonsuz ölüm getirir. Dünyanın sonu geldiğinde Tanrı bütün günahları yok edecektir.

Tanrı’nın merhametini anımsayalım. Daha fazla ne yapabilirdi?

Gelin, bizi çok seven Tanrı’nın yanında yer alalım. Tanrı’nın sevgisini kabullenelim, çünkü O’nun sevgisi sayesinde bizler O´nun gibi olmak üzere değiştiriliyoruz. Meleklerle tekrar dost olduk. Tanrı’nın ailesinin bir parçası haline geldik ve artık O´na Baba’ diye hitap edebiliyoruz.

...