Günümüzdeki Ruhsal Uyanışlar Ne Kadar Başarılı

Tanrı Sözünün sadık bir şekilde vaaz edildiği yerlerde, O’nun tanrısal kökenini onaylayan sonuçlar alındı. Günahkarlar vicdanlarının sızladığını hissettiler. Zihinler ve yürekler derin bir ikna duygusuyla doldu. İnsanlar Tanrı’nın doğruluğunu hissettiler ve “Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?” diye feryat ettiler (Romalılar 7:24). Çarmıh’ın gerçekleri kendilerine açıklanırken, Mesih’in günahları için nasıl kefaret ettiğini gördüler. İsa’nın kanı aracılığıyla ‘daha önce işlenmiş günahlar’ bağışlandı
(Romalılar 3:25).

İman eden bu kişiler vaftiz oldular ve yeni bir yaşama kavuştular. Tanrı’nın Oğluna iman ederek O’nun izinden gitmeye, O’nun karakterini yansıtmaya ve kendilerini O’nun gibi pak kılmaya karar verdiler. Önceden nefret ettikleri şeyleri artık seviyor, önceden sevdikleri şeylerden artık nefret ediyorlardı. Gururlular yumuşak huylu, alaycılar ciddi ve ağırbaşlı oldular. Sarhoşlar ayıldı, kirliler paklandı. İmanlıların arasında şu ayetler gerçekleşti: “Süsünüz, örgülü saçlar, altın takılar ve güzel giysiler gibi, dıştan olmasın. Gizle olan iç varlığınız, sakin ve yumuşak bir ruhun solmayan güzelliğiyle sizin süsünüz olsun”
(1 .Petrus 3:3,4).

Uyanışları niteleyen unsur, günahkarlara seslenmesidir. İnsanlar Mesih’in uğruna acı çekmeye layık görüldükleri için sevinç duyarlar. İsa’nın adını ananların yaşam biçimlerinin nasıl değiştiği herkesçe görülür. Önceki çağlardaki ruhsal uyanış dönemlerinin göze çarpan nitelikleri bunlar olmuştur.

Ne var ki günümüzdeki uyanışların çoğunun bunun tersi olduğu görülmektedir. Birçok kişinin tövbe yoluyla iman ettiğini söylediği ve kiliselere geniş kalabalıkların katıldığı doğrudur. Ancak gerçek ruhsal yaşamın geliştiğine ilişkin sonuçlar aynı kalabalıkta değildir. Bir süre için alevlenen ışık kısa zamanda sönüp gitmektedir.

Çağdaş uyanışlar sık sık duyguları harekete geçirmekte, yeni ve ürkütücü şeylere duyulan sevginin artmasına neden olmaktadır. Bu yüzden yeni iman edenler. Kutsal Kitap gerçeğini işitmek için pek küçük bir arzu duymaktadır. Dinsel bir toplantının sansasyonal niteliği yoksa, onları pek az çekmektedir.

Gerçekten iman eden bir kişinin yaşantısında, Tanrı’yla ilişki ve sonsuz gerçekler merkezi önem taşıyacaktır. Günümüzün popüler kiliselerinde Tanrı’ya adanmış olma ruhu var mıdır? Yeni imanlılar dünyanın gururunu ve sevgisini reddetmemektedir. Benliği inkar etmeye ve elemler adamı olan İsa’yı izlemeye istekli değildirler. Tanrısal olgunluk birçok kilisede görülmemektedir.

İmanın yaygın bir şekilde gerilemesini bir yana bırakacak olursak, bu kiliselerde Mesih’in gerçek izleyicileri de vardır. Tanrı’nın son yargısı gerçekleşmeden önce, Rab’bin halkı arasında elçisel dönemden beri görülmemiş büyüklükte bir uyanış olacaktır. Tanrı’nın Ruhu dökülecektir. Birçok kişi Tanrı’nın ve O’nun Sözünün sevilmediği kiliselerden ayrılacaktır. Birçok hizmetliler, Rab’bin ikinci gelişine hazırlayan büyük gerçekleri sevinçle kabul edeceklerdir.

Canların düşmanı, bu oluşuma engel olmayı arzulamaktadır; dolayısıyla bu akımdan hemen önce, sahtesini sunmaya çalışacaktır. Kendi yetkisinin altına alacağı kiliselerde Tanrı’nın özel bereketi dökülüyor gibi görünecektir. Kalabalıklar, “Tanrı harika bir şekilde çalışıyor” diye sevineceklerdir; oysa bu işin kaynağında başka bir ruh olacaktır. Şeytan dinsel bir maskeyle Hıristiyan dünyasını etkisi altına almaya çalışacaktır. Duygusal heyecanlar yoluyla gerçek olan sahte olanla birleşecek, insanlar yanlış yönlendirilecektir.

Oysa Tanrı Sözünün ışığında bu akımların doğasını belirlemek hiç güç değildir. İnsanlar Kutsal Kitap’ın tanıklığına sırt çevirirse, benliği ve dünyayı inkar etmeye ilişkin temel gerçekleri reddederse, orada Tanrı’nın bereketinin olamayacağı gün gibi açıktır. Ayrıca “Onları meyvelerinde tanıyacaksınız” kuralına göre bu akımların Tanrı’nın Ruhundan kaynaklanmadığı besbellidir (Matta 7:16).

Tanrı Sözünün gerçekleri, şeytan’ın hilelerine karşı bir kalkandır. Bu gerçeklerin göz ardı edilmesi, yeryüzüne bu denli yayılmış olan kötülüğe kapı açmıştır. Tanrı’nın yasasının önemi büyük oranda gözden yitirilmiştir. Tanrısal yasanın yanlış kavranması, iman etme ve kutsal kılınma gibi kavramlarda yanılgıların ortaya çıkmasına, olgunluk standardının düşmesine neden olmuştur. Tanrı Ruhunun günümüzdeki ruhsal uyanışlarda bulunmamasının sırrı bu noktada aranmalıdır.

...