Büyük Mücadele

Yaşam milyonlarca insana hem anlamsız hem de saçma gelmektedir. Bilim, teknoloji, hatta felsefe ve teoloji, insanları sırf şans eseri oluşan varlıklar olarak göstermişlerdir. Ne var ki insanların, bilinçli ya da bilinçsiz olarak amaçsız bir varoluşu kabul etmeleri zor olmaktadır. Şiddet, protestolar, isyanlar, uyuşturucu kullanımı birçok durumda bunlar şaşırtıcı bir şekilde kaybolmuşluk duygusuna sahip insanların makul olmayan ifade biçimleridir. İçinde bulundukları ümitsizlik ve yalnızlık yüzünden yetimler gibi feryat etmektedirler; “Ben kimim? Benim ana – babam kim? Neden beni bıraktılar? Onları nerede bulabilirim?”

Birçok kişi bunların yanıtı için bilime dönüyor. Büyük radyo teleskoplarımızı yıldızlara doğru çeviriyoruz; sanki, “Orada beni tanıyan kimse var mı? Benimle ilgilenen kimse var mı?” demek istiyoruz. Ancak bilimin yanıtı yoktur. Bilim, “Atomu ne oluşturur? Atom nasıl bölünür? Zihinlerimiz nasıl çalışır? Evren nasıl oluşmuştur?” gibi sorularla meşguldür.

Bilim bize neden bir atom olduğunu, insanların neden varolduğunu, ya da neden ortada bir evren olduğunu söyleyemez. Veya, düşünen insanların sorduğu şu eşsiz soruları yanıtlayamaz:

Eğer evrende anlam ve adalet varsa, masumlar neden suçlularla birlikte acı çekiyor?

Ölümden sonra yaşam var mı? İnsan kişiliği yaşamaya devam ediyor mu?

Günümüzdeki Hıristiyan kiliseleri, gerçekten Tanrı için konuşuyor mu? Gerçek nedir?

Dünyanın geleceği ne olacaktır? Kirlenmiş bir atmosferde soluk almak için mücadele eden bir çocuğun feryatlarıyla mı, yoksa nükleer füzelerin yarattığı atomik cehennemin patlamasıyla mı son bulacak? Yoksa kendi temel bencilliklerini kontrol etme yetisini gösteremeyen – insanlar kötülüğü, savaşı, yoksulluğu ve hatta ölümü bile yenebilecekler mi?

Bu kitap yanıtları vermektedir; ve yanıtları güvence içermektedir. Yaşamın anlamı vardır! Evrende yalnız başımıza değiliz. Bizimle ilgilenen birisi var! Birisi gerçekten de insanlık tarihiyle ilgilenmiş, hatta insanlığa bizzat katılmış, O’na ulaşabilmemizi, O’nun da bize ulaşabilmesini olanaklı kılmıştır. Güçlü eli bu gezegeni tutan ve yakında esenliğe kavuşturacak olan birisi vardır.

Ancak yıllar önce, ikna edici güce sahip olan kozmik bir varlık, dünyamızın kontrolünü ele geçirmeye ve Tanrı’nın yeryüzündeki ailesinin mutluluğu için olan tasarısına engel olmaya karar vermiştir. Bu kitabın yazarı – binlerce kişinin esinlenmiş dil dediği – görsel bir dil kullanarak belirsiz bilinmeyenin üzerindeki örtüyü kaldırmış, dünyamızın egemenliğini ele geçirmeye çalışan ve gözle görünmeyen bu güçlü kişinin stratejilerini gözler önüne sermiştir. İnsanlık sahnesindeki dinsiz prensler ve dinsel kuruluşlar da bu komplonun ortakları olarak sergilenmektedir.

Bu kitabın basılması ve yaygın bir şekilde dağıtılması yalnızca dinsel özgürlük çağında mümkün olabilirdi. Çünkü günümüzün en güçlü kuruluşlarından bazılarını açığa vurmaktadır. Reformun neden gerekli olduğu, neden ona son verildiği, imandan dönen kiliselerin acı öyküleri, zulmetmek için anlaşan müttefikler, kilise ve devletin birleşmesi, kötülük ve iyilik arasındaki büyük çatışmanın son bulmasında reformun nasıl bir rol oynayacağı anlatılmaktadır. Bu çatışmaya her insan katılımda bulunmaktadır.

Yazar burada kendi zamanında varolmayan şeyleri anlatmaktadır. Rahatsız edici, ürkütücü ve dürüst bir dille konuşmaktadır. Çatışma konulan çok büyüktür. Bunları uyararak ve aydınlatarak dile getiren kişinin büyük tehlikelere göğüs germesi gerekmiştir.

Bu kitap sizi hayrete düşürebilecek gerçekleri açıklayacaktır. Ama bunlar göz ardı edilemeyecek kadar önem taşıyan tarihsel olaylardır.

Yazarın amacı içten imanlıları yargılamak değil, bir sistemi açığa vurmaktır.

Soru kimin doğru kimin yanlış olduğu değil, gerçeğin ne olduğudur. Gerçeğin Kutsal Kitap olduğuna inanıyoruz. Ne var ki Kutsal Kitap’ın bildirisi, insan gelenekleriyle gölgelenmiş ve kısmen saklı kalmıştır.

Bu yüzden içten imanlıların, hangi kiliseden olursa olsun İsa Mesih’in bize emanet ettiği bildiriye dönmeleri için yardımcı olmayı görev biliyoruz. “Tanrı sözünü büyük ilgiyle karşılayarak her gün Kutsal Yazıları inceliyor, öğretilenlerin doğru olup olmadığını araştırıyorlardı” (Elçilerin İşleri 17:11).

Okuyucunun gerçeği arayışını kısıtlamamak için geçmişe ait tarihsel gerçekleri sunmakla yetindik. Ancak Tanrı’nın Kutsal Ruhu, Kutsal Kitap peygamberliklerinin çağımızda nasıl yerine geldiğini görebilmemiz için gözlerimizi açsın diye dua ediyoruz. Böylece gerçeği kabullenip izlemek için daha çok cesaretimiz olacaktır.

Yeryüzündeki en değerli şey, İsa Mesih’in çarmıh üzerinde kurban olmasıdır. Kurtuluşumuz için ödenen yüksek bedel, O’na sevgiyle karşılık vermemizi ve O’nunla buluşacağımız güne hazırlanmamızı gerektirmektedir. O yüce güne kadar Tanrı’ya nasıl hizmet edebileceğimizi ve sözünü nasıl dinleyebileceğimizi düşünmekle meşgul olalım.

Bu kitabın sayfalarını çeviren hiç kimse, kitabın sadece şans eseri mi eline geçtiğini sormadan bırakamayacaktır.