Ruhsal Bunalımlar

Ruhsal alanda bunalımlar büyük bir rol oynamaktadır. Çeşitli bunalımlar vardır. Örneğin ev kadınlarında, iş hayatında ve öğrencilerde sıkça rastlanan ruhsal bunalımlar, orta yaş krizinin neden olduğu bunalımlar, emeklilik çağı ve birçok dış etkenler v.s..

Büyük bir alanda, beyne bağlı psişik rahatsızlıklar ve “endojen psikozlar” (‘endojen : içten gelen’) diye adlandırılan rahatsızlıkları kapsamaktadır. Organik nedenlere bağlı bunalımlar her durumda doktor tarafından tedavi edilmelidir. Doktorun teşhisine göre buna uygun terapi uygulanmalıdır.

Ayrıca okült alanındaki uğraşlarında neden olduğu bunalımlar da vardır. Burada sadece Tanrı kurtuluşu sağlayabilir.

Günümüzde birçok insan intihar etmeyi düşünmektedir. Bir bayan büyülü araçlarla siğillerini yok etmişti. Daha sonra ağır bir yanağını da büyüyle iyileştirmişti. Bununla birlikte kendisinde kuvvetli bir intihar etme dürtüsü ve korku duygusu meydana gelmişti. Her defasında bıçak gördüğünde kendisini öldürmek için güçlü bir dürtü hissetmişti. İçindeki ses ona “Bıçağı al ve yaşamına son ver” diyordu. Dindar bir yaşam sürdürmeye başlaması ondaki bu dürtüyü yok edememişti. Ama yaşamını gerçekten İsa Mesih’e adadığı zaman ancak tüm dertlerinden tamamıyla kurtulabilmişti. Onun için kelimenin tam anlamıyla yeni bir yaşam başlamıştı.

Açıklanması mümkün olmayan korku da sorun olabilmektedir. Bu korku ile dolu olanlar karanlıktan, yalnızlıktan korkarlar ve çoğunlukla kan ter içinde kalarak sanki görünmez birinin varlığını hissederler. Bu insanlar korkunç kabuslar da görürler.

Ruhsal hastalıklara ek olarak “saplantıları” da sayabiliriz. Bunlar kendini takip edebilme duygusu ve saplantılar şeklinde belli edebilirler. Temizlik saplantısı olan insanlar, kirli olmamasına rağmen ellerini günde 60 ve 70 kez yıkarlar.

Düzenli olarak falcıya giden ve kart açtıran bir bayan “bit saplantısından” şikayetçiydi. Saçlarında bit olduğu fikri onu sürekli rahatsız ediyordu ve temizlenmek için saçlarını günde birkaç kez yıkıyordu. Tabii ki başında bit falan yoktu. Bit olmadığına dair tüm uğraşlar, onu bu düşüncesinden vazgeçirememişti.

Tanrı bizlere yaşam yolumuzdaki duygularımızı ölçebilmemiz için sağlıklı bir ölçüt vermiştir. Ama bazı insanlar fazla hassaslıktan dolayı şikâyet etmektedirler. Yanlış bir sözden dolayı insanlar hemen alınmaktadır. Fazla duyarlı olmanın sıkıntıları yaşanmakta ve tekrar normal hale dönmek için birkaç gün geçmesi gerekmektedir. Bir sonraki küçücük bir sorunda ise yine aynı şeyler yaşanmaktadır. Bu rahatsızlık verici duyarlılıktan Tanrı’nın yardımı olmaksızın kurtulmak mümkün olamamaktadır.

Bir diğer ruhsal rahatsızlık da sabırsızlık ve kendine hâkim olamama duygusudur. Bir anne şöyle bir durumdan dolayı şikâyetçiydi: “iyi bir anne olmayı istememe rağmen, bazen sabrımı ve irademi kaybediyorum. Sonra kendisi kaybetmiş bir halde çocuklarımı dövüyor, eziyet ediyorum. Bu korkunç duygu beni sardığında artık ne olup bittiğini bilmiyorum bile. Ama ardından müthiş bir pişmanlık duyuyorum!” Dizginlenemeyen bir sabırsızlık ve kendine hâkim olamama duygusu şeytanın ödettiği bir bedeldir. Tanrı bize burada da kurtuluşu vaat etmektedir.

Birçokları bana şu itirafta bulundu. “Eğer bedelin bu kadar yüksek olduğunu bilseydim, şeytanın yardımını kabul etmezdim. Şimdi eskisinden de çok acı çekmekteyim.” Tanrı’nın rakibinden yardım aramak bize doğru gelse bile, karşımıza çıkartılan fatura bayağı ağır olacaktır. İsa Mesih, şeytanın üzerimizdeki bu bedelini kaldırıp etkisiz kılana kadar bu ağır faturayı ödemekle yükümlüyüz.

...