SENDE EKSİK OLAN TEK ŞEY

“İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, ‘İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım? diye sordu.”

Genç adam, Yahudilerin ileri gelenlerinden biriydi. Zengindi ve sorumluluğu büyük olan bir konuma sahipti.  İsa’nın kendisinin yanına getirilen çocuklara sevgi gösterdiğini gördü. Kurtarıcı’nın, bu çocukları nasıl şefkatle kucakladığını ve onların daha nasıl sevgiyle karşılık verdiklerini gördü. O’nun öğrencisi olmayı arzuladı. O kadar çok etkilenmişti ki, İsa oradan ayrılırken, koşar adımlarla O’nun yanına gidip kendisi ve tüm insanlar için çok önemli olan şu soruyu O’na sordu: “Öğretmenin, sonsuz yaşama kavuşmak için nasıl bir iyilik yapmalıyım?”

İsa ona, “Bana neden iyi diyorsun? İyi olan tek biri var, O da Tanrı’dır” dedi. İsa onun samimiyetini ölçmeyi ve kendisini iyi olarak nitelediği yolda yürümekten vazgeçmesini sağlamayı arzuladı. Genç adam, o an konuştuğu Kişi’nin Tanrı’nın oğlu olduğunun farkında mıydı? Aslıda O’nun kalbinden geçen neydi?

Bu Yahudi lider, kendisinin dürüst olduğundan asla kuşku duymuyordu. Tamamen hoşnut olmamasına rağmen, kendisinde bir şeyin eksik olduğunu hiç düşünmedi. Birden sahip olmadığı bir şeyin eksikliğini hissetti. İsa, çocukları kutsadığı gibi onu da kutsayamaz mıydı ve ruhunun ihtiyacı olan şeyi gideremez miydi?

Onun sorusuna cevap olarak İsa, sonsuz yaşama kavuşmak için Allah’ın buyruklarına uymanın gerekli olduğunu belirtti. Bir kişinin çevresindeki insanlara karşı yerine getirmesi gereken görevleri gösteren Allah’ın buyruklarından bazı bölümler okudu. Adamın verdiği cevap olumluydu. “Ben bunları gençliğimden beri hepsini yerine getiriyorum. Daha ne eksikliğim olabilir?”

İsa genç adamın yaşamını ve karakterini yüzünden okurcasına ona doğru baktı. Adamın samimi yaklaşımı İsa’yı memnun etmişti ve karakterini değiştirecek olan huzuru, lütfu ve sevinci ona vermeyi arzuluyordu. İsa ona şöyle dedi: “Hala bir eksikliğin var. Neyin varsa neyin varsa hepsini sat ve parasını yoksullara dağıt; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel beni izle.”

İsa’nın bu genç adama kanı ısınmıştı. O’nun şu sözlerinde samimi olduğunu biliyordu: “Bunların hepsini gençliğimden beri yerine getiriyorum.” Kurtarıcı, onun bir imanlının sahip olduğu iyi karaktere sahip olması ve kendisini tamamen Allah’a teslim etmesi gerektiğinin farkına varmasını sağlamayı istiyordu. İsa onun kişiliğinde Allah’a karşı duyması gereken büyük sevginin bilincinde olan ve eksikliğini Kendisi’nin mükemmelliğinde gizleyen mütevazi ve pişman bir yürek görmeyi istiyordu.

İsa insanlığı kurtarmak için yaptığı çalışmada birlikte çalışması halinde, bu genç adamın kendisine yardımcı olabileceğini gördü. Eğer İsa’nın yolundan giderse, insanlar için bir iyilik kaynağı olabilir ve İsa’yı başarıyla temsil edebilirdi; eğer Kurtarıcı ile birlikte çalışırsa, kendisini insanların arasında ilahi bir ışık yapabilecek özelliklere sahipti. İsa onun iyi bir karaktere sahip olduğunu gördü ve ona sevgi gösterdi. Genç adamın yüreği de İsa’ya karşı sevgi ile dolmaya başladı; Çünkü sevgi, sevgiyi getirir. İsa onun kendisiyle birlikte çalışmasını arzuladı. Onun, Allah’ın benzerliğinin yansıdığı bir ayna gibi, yani kendisi gibi olmasını arzuladı. O’nun karakterini geliştirmeyi ve onu Rab’be hizmet etmesi için kutsamayı istedi. Genç adam eğer o an kendisini İsa’ya teslim etseydi, O’nun varlığı ile çevrili ortamda her bakımdan kendisini geliştirebilirdi. Eğer böyle bir seçim yapsaydı, onun geleceği ne kadar farklı olurdu!

İsa, ona “Hala bir eksikliğin var. Eğer mükemmel olmak istiyorsan, neyin varsa hepsini saat ve parasını yoksullara dağıt. Böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” dedi. İsa onun yüreğindekini okudu. O’nun bir tek eksikliği vardı; fakat bu çok önemli bir ilkeydi. O ruhunda Allah sevgisine ihtiyaç vardı. BU eksikliğini gideremediği taktirde bu, onun kişiliğine zarar getirir ve karakteri tamamen bozulurdu. Günaha karşı duyarsızlaşmasının sonun da yüreğini büsbütün bencillik kaplardı. Allah’ın sevgisini alabilmek için kendi egosuna duyduğu sevgiden vazgeçmesi gerekliydi.

İsa onu sınamak istedi. O’nu göksel ve yersel hazine arasında seçim yapmaya çağırdı. Ona, İsa’nın yolundan gittiği taktirde göksel hazineyi alacağının güvencesi verildi; fakat bencilliğinden vazgeçmeliydi. İradesini İsa’nın kontrolüne teslim etmeliydi. Allah’ın kutsallığı bu genç adama sunuldu. Allah’ın çocuklarından biri ve İsa’nın aracılığıyla göksel hazineye paydaş olma ayrıcalığına kavuştu. Fakat bunun için çarmıhını yüklenmeli ve fedakarlık yolunda Kurtarıcı’yı takip etmeliydi.

İsa’nın sözleri onun için gerçekten de bir çağrıydı: “Kime hizmet edeceğine bugün karar ver!” Genç adam tercihini yapmalıydı. İsa onun tercihini doğru yönde yapmasını arzuluyordu. İsa onun sorduğu soruyu dikkatle dinlemiş ve karakterindeki yanlış yönleri ona göstermişti. İsa’nın yolundan gitmeye karar verirse, her bakımdan O’nun sözüne itaat etmesi ve hırslı planlarından vazgeçmesi gerekiyordu. İsa onun, Allah’ın çağrısını kabul etmesini ne kadar çok arzuluyordu!

İsa onun için bir imanlının karakterini mükemmelleştirebilen tüm imkanları sağladı. Bazen sert bir ses tonuyla konuşsa da, sözleri her zaman akıl dolu ve mantıklıydı. Bu sözleri kabul etmek ve onlara uymak genç adamın tek kurtuluş umuduydu. Saygın bir konumda ve zengin olması, onun karakterini kötü yönde etkiliyordu. Dünyasal değerlere duyduğu ilgiden vazgeçmediği taktirde bu, onun Allah’tan daha da uzaklaşmasına neden olurdu. Allah’tan az yada çok uzaklaşmak, onun karakterindeki gücün ve yeterliliğin azalmasına yol açardı; çünkü değersiz bile olsalar, eğer dünyasal değerlere gereğinden fazla ilgi duyulursa, onlar yaşamımızı tümüyle işgal ederler ve bizi Allah’tan uzaklaştırırlar.

Genç adam İsa’nın sözlerinde ne demek istediğini çabuk anladı. Kendisine sunulan göksel hediyenin farkına varabilseydi, İsa’nın öğrencilerinden biri olmayı hemen kabul ederdi. Yahudi kurulundaki saygın üyelerden biriydi ve Şeytan gelecekle ilgili süslü vaatlerde onu kandırıyordu. Bir yandan göksel hazineyi, diğer yandan da dünyasal zenginliği kendisine getireceği avantajlardan faydalanmayı istiyordu. Bu tür şartların olması onu üzdü; sonsuz yaşama kavuşmak istiyordu; fakat bunun için hiçbir fedakarlık yapmaya istekli değildi. Sonsuz yaşamın bedeli ona çok ağır gibi görünüyordu ve daha sonra üzgün bir şekilde oradan uzaklaştı; çünkü “çok malı vardı.”

Bu adamın, Allah’ın yasasına uyduğunu iddia etmesi bir kandırmacaydı. En çok değer verdiği şeyin aslında maddi zenginlik olduğunu açıkça gösterdi. Maddi değerlere bu kadar düşünürken Allah’ın buyruklarını yerine getiremezdi. Allah’ın hediyelerini Allah’tan daha çok seviyordu. İsa genç adama kendisiyle birlikte çalışmasını teklif etti. “Beni takip et” dedi; fakat Kurtarıcı onun için kendi adının halk arasındaki saygınlından ve sahip olduğu maddi zenginlikten daha önemli değildi. Gözle görülmeyen göksel hazine için, gözle görülen yersel hazineden vazgeçmenin çok büyük bir risk olduğunu düşünüyordu. Kendisine yapılan sonsuz yaşam önersini reddetti ve oradan uzaklaşıp gitti.

Binlerce kişi, bu zor denemeden geçmekte ve birçoğu maddi değerleri yeğlemektedir. Bu genç adamda olduğu gibi kalplerindeki, “Bu adamın benim önderim olmasını istiyorum” tarzındaki düşünceyle Allah’tan uzaklaşırlar.

İsa’nın, bu genç adamı doğru yola getirmek için gösterdiği çaba, ibret alınması gereken bir derstir. Allah kullarının uymaları gereken kuralları bize bildirmiştir. O’nun yasalarına uymak, yaşamımızı etkiler ve karakterimize olumlu bir şekilde yansır. Allah, ilahi egemenliği için çalışacak olan kimselerin nasıl bir karaktere sahip olmaları gerektiğini önceden belirlemiştir. Sadece İsa ile birlikte çalışacak ve “Rab, sahip olduğum her şey senindir” diyecek olanlar, Allah’ın çocukları olarak kabul edileceklerdir. Birçok kimse gökyüzüne girmeyi arzular; fakat bunun için yeryüzünde yerine getirmeleri gereken şartları gördüklerinde vazgeçerler. İsa’ya “hayır” demenin ne demek olduğunu düşünün bir kez! Genç adam İsa’ya, “hayır, senin için her şeyden vazgeçemem” dedi. Bizler de aynı şeyi söyler miyiz? Kurtarıcı, Allah’ın yapmamızı buyurduğu işte bize yardımcı olmayı önerir. O’nun yeryüzündeki çalışmasını devam ettirmek için Allah’ın bize verdiği imkanları kullanmayı önerir ve sadece bu şekilde bizi kurtarabilir.

Yahudi lidere sahip olduğu zenginlik, imanlı bir kişi olarak kendisini kanıtlayabilmesi için verildi; sahip olduğu varlığını yardıma muhtaç olan insanların yararına kullanmalıydı. Böylece yoksullara ve acı çekenlere yardım etmeleri için Allah, insanlara bazı imkanlar, yetenekler ve fırsatlar verir. Kendisine sağlanan bu imkanları Allah’ın istediğine göre kullanan kişi, İsa’nın yardımcısı olur. O’nun karakterini temsil ettiği için, diğer insanların O’na yaklaşmalarını sağlar.

Bu genç Yahudi lider gibi zengin ve yüksek konum sahibi olanlara, İsa’yı takip etmeleri için her şeyden vazgeçmek, çok büyük bir fedakarlık olarak görünebilir. Fakat bu, O’nun öğrencisi olmak isteyen herkesin uyması gereken kuraldır. O’na bağlılıkta kusur kabul edilemez. Fedakarlık, İsa’nın öğretisinin temelinde vardır. Bu çoğu kez sert bir dille ifade edilebilir; çünkü insanlığı kurtarmak için, aşırı derece ilgi duydukları taktirde kendilerini tamamen yoldan çıkaracak olan dünyasal değerlerden onları uzaklaştırmaktan başka bir çare yoktur.

İsa’nın yolunda gidenler, kendisinin olanı Rab’be geri verdiklerinde, O’nun şu sözlerini duyduklarında kendilerine geri verilecek olan hazineyi biriktirmiş olurlar: “Aferin, iyi ve güvenilir hizmetkar… gel efendinin şenliğine katıl!” “O, kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp, çarmıhta ölüme katlandı ve Allah’ın tahtının sağında oturdu.” İnanların kurtuluşunu, sonsuza dek kurtarıldığını görmenin sevinci, “Ardımca gel” d,yen Kişi’nin yolundan gidenlerin ödülüdür.

Bu bölüm Matta 19:16-22; Markos 10:17-22 ve Luka 18:18-23’ e dayanmaktadır.

...