Söz Dinlemek İmanın Meyvesidir

Söz dinlemek kurbandan iyidir. Sabır, iman ve söz dinler bir yürek olmadıkça kurban sunulan değersizdir. Saul Tanrı’nın yok edilmelerini buyurduğu hayvanları kurban olarak esirgediği zaman O’nun yetkisine burun kıvırmış oldu. Bu davranış göklere hakaretle eş değerdeydi. Bu yolda yürüyen çok kişi vardır. Rab’bin bazı buyruklarına inanmadıkları ve uymadıkları halde dinsel ve şekilci hizmetler yürütüyorlar. Rab kendi buyruklarını bilerek çiğnemekte ısrar edenleri kabul edemez.

Başkaldırma, falcılık kadar günahtır ve büyüklenme, putperestlik kadar kötüdür. Tanrı’nın yönetimine baş kaldıranlar, Şeytan’la ittifak yapmışlardır. Şeytan her şeyi sahte bir ışıkta gösterecektir. İlk ana babamız olan Adem ve Havva gibi Şeytan’ın büyüsü altında olanlar yalnızca günahın getirdiği yararları görürler.

Şeytan’ın aldattığı birçok kişi kendilerini Tanrı’nın hizmetinde sanırlar. Mesih’in zamanında Yahudi din uzmanları ve ihtiyarlar, Mesih’i çarmıha gererek Tanrı’yı onurlandırdıklarını sanıyorlardı. Aynı ruh Tanrı’nın isteğinden çok kendi isteklerini yerine getirmeyi arzulayanlarda da bulunmaktadır.

Saul’un öldürücü yanılgısı Şeytan’ın büyücülük ruhundan kaynaklanmaktadır. Tanrı’nın buyruğunu çiğneyen Saul, Şeytanın etkisiyle büyücülük yapanlarla aynı sınıftadır. Saul azarlandığı zaman söz dinlemezliğine inatçılığı eklemiştir. Putperestlerle birleşmiş olsaydı, Tanrı’nın Ruhuna daha büyük bir hakarette bulunamazdı.

Tanrı İsrail’e yüreklerinin arzusuna uygun bir kral verdi. İşte seçtiğiniz, dilediğiniz kral! “Evet, Rab size bir kral verdi” (1.Samuel 12:13). Saul’un dış görünüşü, halkın kafasındaki kral düşüncesine uyuyordu. Saul’un kişisel cesareti ve yetenekleri, halkın diğer uluslarda gördüğü niteliklere uygun düşüyordu. Halk Tanrı sevgisi ve korkusu duyan soylu karakterli bir kişi istememişti. Halk Tanrı’nın değil, kendi isteklerinin ardınca gidiyordu. Bu nedenle Tanrı, onlara istedikleri gibi bir kral verdi. Bu kral onların kendi karakterlerini yansıtıyordu.

Saul Tanrıya güvenseydi, Tanrı kendisiyle birlikte olacaktı. Ancak Tanrı’dan bağımsız davranmaya başlayınca Rab de onu kenara attı. Sonra da kendi isteklerine uygun birini kral atadı. Bu yeni kral Tanrı’ya güvenecek ve O’nun Ruhunun yönetiminde yaşayacaktı. Günah işlediği zaman azarlanmayı ve düzeltilmeyi kaldırabilecekti.

...