Şüpheleri Nasıl Yok Etmeli

Bazıları Kutsal Kitap’tan şüphe ederler, çünkü anlayamadıkları bazı bölümlerle karşılaşmışlardır. Kutsal Kitap’ta açıklaması zor olan yerleri okumuşlardır. Bu durum özellikle Rab’be yeni gelmiş kimseler için geçerlidir. Şeytan, Kutsal Kitap´ın Tanrı nın mesajı olduğu konusundaki imanlarını sarsmak ister. Bu kimseler şunu sorarlar: “Doğru yolu nasıl bulabilirim? Eğer Kutsal Kitap gerçekten de Tanrı’nın Sözü ise, şüphelerimden nasıl kurtulabilirim?”

Tanrı kendi gerçeğini hiçbir şüphemiz olmayacak bir şekilde gözler önüne sermiştir. O’nun yaşadığını biliriz, çünkü O Yaradandır. Kendi karakterini bizim için yaptığı şeyler aracılığıyla gösterir. O´nun Sözü’nün gerçek olduğunu biliriz, çünkü her şey O´nun söylediği gibi gerçekleşmiştir.

Ancak Tanrı şüphe etmemizi engellemez. İmanımız kanıtlara değil, iyi sebeplere dayanmalıdır. Şüphe etmek isteyenleri inandırmak mümkün değildir. Ama gerçeği bilmeyi arzu edenler inanmak için iyi nedenler bulacaklardır. Bu kişiler imanlarını Tanrı’nın Sözü üzerine kurabilirler.

Tanrı nın karakterini ve işlerini tam olarak anlayabilmemiz olanaksızdır. En zeki insanlar bile böylesine kutsal bir varlığı bütünüyle anlayamazlar. O, her zaman bir gizem olarak kalacaktır. Tanrı’nın derin sırlarını anlayabilir misin? Her Şeye Gücü Yeten’in sınırlarına ulaşabilir misin? Onlar gökler kadar yüksektir, ne yapabilirsin? Ölüler diyarından de-rindir, nasıl anlayabilirsin?” (Eyüp 11:7-8).

Elçi Pavlus şöyle yazdı; “Ah! Tanrı’nın zenginlik, bilgelik ve bilgisinin derinliği! O’nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır! Rab’bin düşüncesini kim bildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü oldu?” (Romalılar 11:33-34). “Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temelleri” (Mezmur 97:2).

Tanrı’nın bize olan ilgisini, büyük sevgisini görecek kadar anlayabiliriz. Bizi yönlendirmesine neden olan merhametini ve gücünü görebiliriz. Tanrı’nın bizim için iyi olan her şeyi yaptığını biliriz. Birlikte yürüdüğümüz yolun geri kalan kısmında da O’nun sevecen ellerine güvenmeliyiz. Sevgi dolu kalbi bizim için en iyisini yapar.

Tanrı’nın Sözü tıpkı yazarının karakteri gibi, tümüyle anlaşılamaz. Günahın dünyaya nasıl girdiğini açıklamak zordur. Tanrı´ nın nasıl insan bedeni aldığını anlayamayız. Bizim nasıl erdemli kılındığımız ve ölümden nasıl dirileceğimiz derin konulardır. Sırf Tanrı’nın bizim için planladığı her şeyi anlayamadığımız için O’nun Sözü’nden şüphe duymamalıyız.

Doğada anlayamadığımız bir sürü gizem vardır. En akıllı insanlar bile en küçük yaşam birimini anlayamamaktadır. Etrafımız bilinmeyenlerle doludur. Öyleyse, ruhsal dünyada açıklayamadığımız şeylerin olmasına şaşmalı mıyız? Akıllarımız bazı şeyleri kavrayamaz. Tanrı, Kutsal Yazıların Kendi İlahi Sözü olduğunu bize göstermiştir. Sırf O’nun tüm yollarını anlayamadığımız için, Sözünden şüphe duymamıza gerek yoktur.

Elçi Petrus, Pavlus’un yazdıkları hakkında konuştu: “Mektuplarında güç anlaşılan bazı yerler vardır ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, diğer kutsal yazıları olduğu gibi, bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar” (2.Petrus 3:16). Bu bölümlerden dolayı bazı insanlar Kutsal Kitap’a inanmadıklarını söylerler. Ama işte bu zor bölümler bize Kutsal Kitap m Tanrı’dan geldiğini gösterir. Kutsal Yazılardan bazılarını anlamak zordur. Kutsal Kitap’ta Tanrı hakkında yazılmış her şeyi anlayamayız, çünkü Tanrı kadar zeki değiliz. O’nun yüceliği ve iyiliği insan zekası ile anlaşılamaz. Kutsal Kitap’ın bu gizemi onun Tanrı’nın Sözü olduğuna iman etmemize yardımcı olmalıdır.

Bununla birlikte yine de Kutsal Kitap, gerçeği, ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi tatmin edecek kadar basitleştirmiştir. Bu gerçek en zeki insanları bile şaşırtır ve tatmin eder. Aynı zamanda en alçakgönüllü ve en az eğitim görmüş kişiler de kurtuluş planını anlayabilirler. Bu yalın gerçekler bile anlayamadığımız şeyleri öğretmektedir. Bunları olduğu gibi ka- bulleniriz, çünkü Tanrı tarafından dile getirilmişlerdir.

Kurtuluş bulduğumuz Tanrı’nın planı Kutsal Kitap sayesinde bize açıklanmıştır. Tanrı’ya giden yolda atmamız gereken adımları hepimiz görebiliriz.

Sonsuz yaşama kavuşmak istiyorsak, Rabbimiz İsa Mesih´e iman etmemiz gerektiğini görürüz. Ancak kolaylıkla anlaşılan bu gerçeklerin altında yatan sırları düşünmek gerekir. Yanıtları bulmak için Kutsal Yazıları araştırmalıyız Gerçeği içtenlikle araştırdığımızda, Tanrı’ya duyduğumuz iman ve sevgi ile ödüllendiriliriz. Kutsal Kitap’ı araştırdıkça onun yaşayan Tanrı’nın Sözü olduğundan daha da emin oluruz. Bize bu gerçekleri gösterenin huzurunda eğiliriz.

Kutsal Kitap’ın gerçeklerinin tümünü anlayamadığımızı biliriz. Aklımız Tanrı’nın bildiği şeylerin hepsine ermez. İnsan zekası Tanrı’nın işlerini her zaman anlayamaz.

Bazı insanlar birtakım şeyleri tam olarak anlayamadıkları için Tanrı’nın Sözü’nden şüphe edip O’ndan uzaklaşırlar. Bu durum inandıklarını söyleyen kimseler için bile tehlikelidir. Elçi şöyle der: “Ey kardeşler, hiçbirinizde diri Tanrı’dan uzaklaşan kotu, imansız bir yüreğin bulunmamasına dikkat edin” (Ibraniler 3:12).

Kutsal Kitap’ın öğretilerini sıkı bir şekilde incelemek yerinde bir davranıştır. “Tanrı’nın derin düşüncelerini” (1. Korintliler 2:10) araştırmak iyidir. “Gizlilik Tanrımız RAB’be özgüdür. Ama bu yasanın bütün sözlerine uymamız için açığa çıkarılanlar sonsuza dek bize ve çocuklarımıza aittir” (Tesnıye 29:29).

Şeytan, düşüncelerimizi etkileme yoluyla, bizi Kutsal Kitap ı çalışmaktan alıkoymak ister. Bazıları Kutsal Kitap’ın ne anlatmak istediğini açıklayabilmekten gurur duyarlar. Sonra da anlayamadıkları şeyler olduğunda kendilerini mutsuz hissederler. Tanrı’nın Sözü’nü tümüyle anlayamadıkları için kendilerinin gözden düştüklerini sanırlar. Tanrı’nın onlara gerçeği göstereceği zamanı beklemek istemezler. Kendi anlayışlarının yeterli olacağına inanırlar. Anlayamadıkları bölümlerle karşılaştıklarında bu yazıların Tanrı’nın Sözü olamaya-cağını iddia ederler.

Bazı insanların Kutsal Kitap’tan kaynaklandığını ileri sürdükleri pek çok fikir aslında Kutsal Kitap’ta yer almamaktadır. Bu fikirlerin bazıları Kutsal Kitap’ın öğretisinden çok farklıdır. İnsanların Tanrı’nın Sözü’nden şüphe etmelerine yol açarlar. Ancak bu yüzden Kutsal Kitap’ı sorumlu tutamayız. Kutsal Kitap’ın bu yanlış kullanılışı insanların çelişkiye düşmesine neden olmaktadır.

Tanrı’yı ve O’nun işini tam olarak anlayamıyoruz. Eğer anlayabilseydik, ortaya çıkarılacak başka gerçek kalmazdı. Yürek ve zekaların gelişmesi için bir neden olmazdı. Tanrı her şeyin üstünde bir numara olmazdı. Tanrı’ya, bizden büyük olduğu için şükretmeliyiz.

Tanrı sonsuzdur. O, “bilgeliğin ve bilginin tüm hazinelerine” sahiptir (Koloseliler 2:3). Göklerde, insanlar Tanrı’nın yüceliğini öğrenmek için araştıracaklardır. Tanrı’nın ne denli güçlü, ne denli hikmetli olduğunu öğreneceklerdir.

Tanrı, gerçeği açıklama ister. Bu gerçekleri bulmanın tek bir yolu vardır. O’nun Ruhunun yönlendirmesiyle Sözünü anlayabiliriz. “Tanrı’mn düşüncelerini Tanrı’nın Ruh’undan başkası bilemez.” “Ruh her şeyi, Tanrı’nın derin düşüncelerini bile araştırır” (l.Korintliler 2:11,10).

Kurtarıcımızın Kendisini izleyenlere vaadi şuydu: “O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek… Çünkü benim olandan alacak ve size bildirecek” (Yuhanna 16:13, 14).

Tanrı bizim akıl ve mantık gücümüzü kullanmamızı arzular. Kutsal Kitap’ı çalışmak, başka hiçbir çalışmanın yapamayacağı kadar bu gücü geliştirir. Ancak akılcılığı tanrılaş- tırmamaya dikkat etmeliyiz. Akıl, insan zekası kadar zayıf olabilir.

Öğrenmeye hazır küçük bir çocuğunki gibi sade bir imana sahip olmalıyız. Kutsal Ruh’tan yardım istemekten çekinmemeliyiz. O zaman Kutsal Ruh’un temel gerçeklerini daha iyi kavrayabiliriz.

Tanrı’nın ne kadar hikmetli olduğunu anlayacak olursak, alçakgönüllü davranmaya başlayabiliriz. O’nun gücü ve yüceliği bizim anlayışımızın ötesindedir. Kutsal Kitap’ı sanki Tanrı’nın huzuruna geliyormuşuz gibi okumalıyız. Kutsal Kitap çalışması sırasında, aklımızdan daha büyük bir gücün varlığını görebiliriz. Aklımız ve duygularımız, kendisinden ‘BEN’İM’ diye söz eden Tanrı’nın önünde diz çökmelidir.

Anlaması zor birçok şey vardır ki, Tanrı bize bunları açıklayacaktır. Araştıranlara anlamaları için bunları basitleştirecektir. Kutsal Ruh un yardımı olmadığı takdirde hepimiz Kutsal Yazıların anlamını değiştirme tehlikesi içinde oluruz.

Kutsal Kitap’ı dua etmeden, sadece okumak insana bir yarar sağlamaz. Duasız çalışma, insanın aklında şüphelerin belirmesine neden olabilir. Kutsal Kitap’ı açtığımızda düşüncelerimiz Tanrı üzerinde yoğunlaşmalıdır. O’nun yönlendirmesine hazır olmalıyız zira şüphelerle gölgelenen zihinlerimizin açılmasına ancak O yardımcı olabilir. O’nun yardımı olmaksızın yapılan bir çalışma, insanı imansızlığa sürükleyebilir.

Kutsal Kitap çalışmasında Tanrı’nın yardımını istemeyen birinin düşüncelerini Şeytan çelebilir. Ne kadar çalışacak olurlarsa olsunlar, Kutsal Yazıları yanlış anlamalarına neden olabilir. İnsanların Tanrı’nın Sözü’nü açıklamalarına güvenmek pek emniyetli bir şey değildir. Tabii bu kişiler Tanrı’ya itaat ediyorlarsa iş değişir.

Bazı insanlar bir hata bulabilmek amacıyla Kutsal Yazıları araştırırlar. Tanrı’nın sevgisini anlayamazlar. Açıkça göremediklerinden inanmamak için bir sürü neden bulurlar. Duydukları şüphe yüzünden en basit gerçekleri bile anlayabilmeleri zorlaşır.

İmansızlığın altında yatan gerçek neden çoğu zaman günaha duyulan sevgidir. Gururlu ve günahsever olduğumuzdan Tanrı Sözü nün öğretilerini dinlemek istemeyiz. Tanrı Sözü ne itaat etmek istemezsek, şüphe duymaya hazırız demektir. Gerçeği öğrenmeyi içtenlikle arzulamalı ve buna itaate hazır olmalıyız. İstekli bir yürekle çalışacak olursak, Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın Sözü olduğuna dair kanıtlar bulabiliriz. Bize kurtuluş sağlayan gerçekleri anlayabiliriz.

Mesih, “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretişin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendili-ğimden mi konuştuğumu bilecektir” (Yuhanna 7:17) dedi. Anlayamadığımız şeylerden dolayı şüphelenip hatalar bulmaya çalışmamayıyız. Daha çok aydınlanabilmek için Tanrı’nın ışığı altında yürümeliyiz. Mesih’in lütfu sayesinde açıkça anlaşılan görevlerimizi yerine getirmeliyiz. Şimdi çelişkiye düştüğümüz şeyleri ancak o zaman anlayabilir ve uygulayabiliriz.

En az eğitim görmüş olandan, en zekisine kadar herkes imanlı hayatı yaşayabilir. Tanrı, Sözünün ve vaatlerinin gerçek olduklarını ispatlamak üzere herkesi Kendine davet eder. Size şunu söylüyor: “Tadın ve görün, RAB ne iyidir, ne mutlu O’na sığınan adam!” (Mezmur 34:8). Başkalarının sözüne göre hareket etmektense, Kutsal Kitap’ı kendiniz çalışmalısınız. Tanrı, “Dileyin, alacaksınız” der (Yuhanna 16:24). O, vaatlerini yerine getirir. O’nun vaatleri asla boşa çıkmadı, çıkamaz da. İsa’ya yaklaştıkça, O’nun harika sevgisinde coşabiliriz. O’nun varlığının ışığı altında şüphelerimiz yok olup gidecektir.

Elçi Pavlus Tanrı için, “O bizi karanlığın hükümranlığından kurtarıp sevgili Oğlunun egemenliğine aktardı” (Koloseliler 1:13) der. Kurtuluşu kabul eden, “Tanrı’nın gerçek olduğuna mührünü basmıştır” (Yuhanna 3:33). “Yardıma ihtiyacım vardı ve İsa’da bunu buldum. İhtiyacım olan her şeyi bana verdi. Yüreğimin açlığı giderildi. Kutsal Kitap bana İsa Mesih’i tanıttı. İsa’ya niye inandığımı mı soruyorsunuz? İna-nıyorum, çünkü O benim Kutsal Kurtarıcımdır. Kutsal Kitap’a niye mi inanıyorum? İnanıyorum, çünkü o Tanrı’nın yüreğime konuşan sesidir” diyebiliriz.

Kutsal Kitap’ın gerçek ve Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğunu yüreklerimizde biliriz. Yalan yanlış, aptalca düşüncelerin ardınca gitmediğimizin bilincinde oluruz.

Petrus kardeşlerine şunu der: “Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in lütfunda ve O’nu tanımakta ilerleyin” (2.Petrus 3:18). Tanrı’nın halkı lütufta ilerlerken Kutsal Kitap’ı daha iyi anlamaya başlar. O’nun kutsal gerçeklerine yeni bir açıdan bakar. Nur ve gerçek her zaman kiliseye verilmiştir ve bu Kıyamet gününe dek sürecektir. “Doğru adamların yolu şafak ışığı gibidir. Giderek öğlen güneşinin parlaklığına erişir” (Süleyman’ın Meselleri 4:18).

İmanla geleceğe bakabilir ve Tanrı’nın vaatlerine sırtımızı dayayabiliriz. O, anlayışta olgunlaşacağımıza söz verir. Gücümüz Tanrı’nın kudreti ile birleşecek ve bizi O’na yaklaştıracaktır.

Şimdi anlayamadığımız ama ilerde bize açıklanacak olan sırlar için şükredebiliriz. Şu anda sadece bozulan planları ve başarısızlığı görüyor olabiliriz. Ama o zaman, Tanrı’nın bizim hayatımız için kurduğu harika ve mükemmel planı açıkça göreceğiz.

“Şimdi her şeyi aynada silik bir görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman tıpkı bilindiğim gibi tam bileceğim” (1.Korintliler 13:12).

 

...